AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, “Seçime yaklaşık 1,5 yıl var. Zaman çok çabuk geçiyor. Bizim de eksiklerimiz, aksaklıklarımız, hatta yanlışlarımız olabilir. Ancak bunları bir terazide tartalım.” dedi.

Elitaş, AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığınca parti genel merkezinde gerçekleştirilen “Kuruluşunun 25. İktidara Gelişinin 24. Yılında AK Parti” programında konuştu.

AK Parti’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Kayseri’ye çağırdıklarını belirten Elitaş, uçaktaki arıza sebebiyle Erdoğan’ı taşıyan uçağın saat 20.00’de Kayseri’ye indiğini ve kendisini karşılamaya gelen kalabalığın Erdoğan’dan konuşma yapmasını istediğini anlattı.

Elitaş, o dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş’ın, güneş battıktan sonra geçerli olan sözlü propaganda yasağını gerekçe gösterip “Tayyip Erdoğan konuşursa hakkında dava açarım, yasaklama kararı aldırırım.” yönünde açıklama yapması üzerine Erdoğan’ın, yalnızca otobüsün penceresinden kendisini bekleyenlere el salladığını kaydetti.

27 Nisan e-muhtırasına da konuşmasında yer veren Elitaş, şunları söyledi:

“28 Şubat’ları, 12 Mart’ları, 12 Eylül’leri ve 27 Mayıs’ları yaşadığımız dönemi hatırlayın. Bir cumhurbaşkanımız, bir başbakanımız vardı; ‘Altı kez gittim, yedi kez geldim’ diye övünürdü. Kimse de ‘Sayın Başbakan, neden altı kez gittiniz?’ diye sormazdı. Vatandaş da ‘Ben sana neden yedi kez oy verdim?’ diye sorgulamazdı. Üç defa şapkasını alıp gitmesinin nedeni muhtıralar ve darbelerdi; diğer gidişleriyse seçim kaybetmesinden kaynaklanıyordu. Kimse ‘Şapkanızı alıp neden gidiyorsunuz, 12 Mart muhtırasına niçin boyun eğiyorsunuz?’ diye sorgulamadı. Cumhuriyet ve demokrasi tarihinin taçlandığı dönüm noktası ise 28 Nisan 2007’dir. 27 Nisan’da yayımlanan e-muhtıraya karşı bir hükümet ilk kez şapkasını alıp gitmedi, dimdik durdu ve ‘Anayasa’nın tanıdığı hakkı, milletin verdiği iradeyi, milletin sahibinden başka hiç kimse alamaz.’ dedi.”

Milletvekili olduktan sonra dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna çağrıldığını, ancak eşinin başörtülü olması nedeniyle eşine davet gönderilmediğini anlatan Elitaş, bir gazetede bazı AK Partili milletvekillerinin eşlerinin başörtülü olduğuna ilişkin haber yayımlandığını aktardı.

“Üç tane aslan gibi oğlanın annesini Çankaya Köşkü’ne çağırmayan kişinin davetine katılmıyorum.” diyerek Kayseri’ye gittiğini belirten Elitaş, eşiyle birlikte Kayseri Valiliğinin orduevinde verdiği resepsiyona katıldıklarını söyledi.

Ertesi gün gazetelerde “AKP milletvekilinin başörtülü eşi orduevini fethetti” başlıklı haberlerin yer aldığını ifade eden Elitaş, “Üzücü olan şu ki, o dönemin garnizon komutanını emekli etmişler, albayı başka yere göndermişler, başçavuşu da 14 gün göz hapsinde tutmuşlar. Eşimin başörtüsüyle orduevine girmesi nedeniyle yapılanların sonucu bu olmuş. Bilseydim gitmezdim.” diye konuştu.

“Hatıra diye anlattıklarımız, bundan sonra yaşanmayacağını söyleyebileceğimiz şeyler değil”

“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” sözüne gönderme yapan Elitaş, “20 yıl öncesini bütünüyle aklımızdan çıkardık.” dedi.

Elitaş, “Hatıra diye anlattıklarımız, bundan sonra yaşanmayacağını söyleyebileceğimiz şeyler değil.” diyerek, “Seçime yaklaşık 1,5 yıl var. Zaman çok çabuk geçiyor. Bizim de eksiklerimiz, aksaklıklarımız, hatta yanlışlarımız olabilir. Ancak bunları bir terazide tartalım.” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanvekili Elitaş, 2028 seçimlerine dek ilk günkü aşk ve heyecanla çalışılması, geçmişte yaşananların yeniden yaşanmaması ve yaşatılmaması için çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Elitaş, “Allah göstermesin, farklı bir durum ortaya çıkarsa bunu bir günde elimizden alırlar. Bizim 13 yılda düzeltmeye uğraştığımızı 3 saatte sona erdirirler. Bu nedenle bundan sonra da ilk günkü aşk ve heyecanla durmadan yola devam.” dedi.

“Çok daha büyük mücadelelere hazırlanmamız gerek”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş de bugüne ulaşmalarının, partinin mücadelesini yaşam biçimi haline getirenlerin emeğiyle mümkün olduğunu belirtti.

AK Parti iktidarlarının elde ettiği başarılarla büyük bir dönüşüm gerçekleştirdiğini vurgulayan Büyükgümüş, Anadolu’nun dört bir yanında kendi mahallesini, şehrini ve ilçesini evi gibi görerek hizmet etmeye çalışan, davaya gönül vermiş teşkilatların katkısıyla partinin güçlükleri aştığını söyledi.

Pek çok hizmeti hayata geçirdiklerini ve bunları sürdürmeye devam edeceklerini aktaran Büyükgümüş, AK Parti’nin 24 yılda büyük bir özgüven devrimi gerçekleştirdiğini dile getirdi.

Türkiye’de yaşayan insanların başarabileceklerine ve hedeflerine ulaşabileceklerine inanmalarını, bu toprakların değerlerinden aldıkları ilhamla geleceğe cesaretle bakabilmelerini sağladıklarının altını çizen Büyükgümüş, şöyle konuştu:

“Hayata geçirdiğimiz hizmetlerin, eserlerin, yolların, köprülerin ve okulların tamamı gerekli. Biz Anadolu’nun dört bir yanına demir ve çimento döşemek amacıyla yola çıkmış bir siyasi hareket değiliz. Attığımız her adımda ve verdiğimiz her mücadelede, yeryüzünde adaleti yeniden tesis etme davasının peşindeyiz. ‘Büyük dönüşüm Türkiye’ diyerek mücadele ederken, sayısız hizmeti hayata geçirirken hep şunun arayışında olduk: Bu salonlarda, toplantılarımızda sözümüzle, ahdimizle ve varlığımızla adeta dua ederek ortaya çıkardığımız bir bereket var. Bu başarının arkasındaki en önemli unsur, birliğimiz, beraberliğimiz ve birlikte oluşturduğumuz bu berekettir.

Bazen hedeflerimizden uzaklaştıysak, istediğimiz yere istediğimiz zamanda varamadıysak ya da kendimizi geride hissettiysek, dönüp değerlendirmemiz gereken şey bu bereketle kurduğumuz ilişkidir. İnşallah önümüzdeki yeni dönemde de birçok toplantımızda şu söz dile getirildi: ‘Bu seçim çok kritik, önce bunu atlatalım; sonrasında çok daha kolay bir dönem gelecek ve daha büyük başarılar kazanacağız.’ Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullar ve ulaştığımız aşama, çok daha büyük mücadelelere hazırlanmak zorunda olduğumuzu gösteriyor.”

“Gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümü yeni bir anayasayla tarihe kazımaya ant içmiş bir kadroyuz”

Büyükgümüş, bundan sonraki her seçimin, kararın ve yol ayrımının çok daha kritik önem taşıyacağını söyledi.

1960 darbesi sürecine ve sonrasında kurulan anayasal düzene değinen Büyükgümüş, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Millet, egemenlik hakkını seçilmiş temsilcileri aracılığıyla kullanır; fakat buna bir ekleme yapılmıştır. Bu yetki, seçilmiş temsilciler ve kurumlar eliyle kullanılır. Peki bu kurumlar değerlerini ve yönünü milletin istikametinden, milletin değerlerinden mi alır? Hayır. İşte 25 yıl boyunca sürdürdüğümüz mücadele, bu kurumlara karşı verilen mücadeleydi. Bu kurumların milletin önüne koyduğu engelleri kaldırarak AK Parti’miz ve bu kutlu kadro bugünlere ulaştı.” dedi.

Partinin davasının ve mücadelesinin kimse tarafından yıpratılmasına kesinlikle izin vermeyeceklerini vurgulayan Büyükgümüş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siyaseti iktidarımızı devam ettirmek için bir araç olarak görmüyoruz, bugüne kadar da görmedik, bundan sonra da görmeyeceğiz. Tarihin her döneminde okçular tepesini korumak, milletin ve memleketin kaynaklarını denetleyip gözetmekle görevlendirilenlerden biri görevini terk ederek ganimetin peşine düşmüşse, geçmişte nasıl aşağılandıysa bugün de nasıl aşağılanıyorsa, inşallah bu yolda her zaman aynı duruma düşecektir. Siyasi hareketlerin en büyük sınavı kendileriyle ve sahip oldukları ahlaki zeminle ilgilidir. Biz, tek ve en büyük sığınağımızın ahlak olduğuna inanan bir siyasi hareketiz; böyle olmaya da devam ediyoruz. Bugün karşılaştığımız zorluklarda da her zaman sahip olduğumuz değerlere, inancımıza, kardeşliğimize ve bu yüksek siyaset yapma nedenimize sığınıyoruz. Bu nedenle davamızla ve mücadelemizle Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümü yeni bir anayasayla tarihe yazmaya ant içmiş bir kadroyuz.”

“Bugün büyük bir imtihan içerisindeyiz, bunu biliyoruz”

Büyükgümüş, büyük ve güçlü Türkiye doğrultusunda Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmak için şimdiye dek elde edilen başarıları, bundan sonra izlenecek yolda “değiştirilemez bir kurallar bütünü”ne bağlamak gerektiğini belirtti.

Yeni anayasayı bu nedenle önemsediklerini kaydeden Büyükgümüş, “Aksi takdirde milletle devletin arasına duvar örmeye kalkışırlar. Türkiye, bu girişimlerin farklı biçimleriyle yeniden karşılaşacak ve başardığımız büyük dönüşüm, Türkiye’yi geleceğe taşırken yetersiz kalacaktır. Bugün büyük bir sınavdan geçtiğimizi biliyoruz. Bu sınavı kalbimizde ve ruhumuzda yaşıyoruz. Hepsini tek tek en yüksek başarıyla aşarak milletimizle birlikte bu yönde ilerleyeceğiz; yarına ilişkin inancımız budur.” diye konuştu.